Satranç öğrenmeye başlayan hemen herkes, oyunun ilk derslerinde aynı soruyu sorar: "Şahım tehdit altında değilken neden rok yapmalıyım?" Bu soru ilk bakışta oldukça mantıklıdır. Çünkü ortada görünür bir tehlike yoktur. Rakibin taşları henüz uzaktadır, şah güvende görünmektedir ve oyuncu, bu hamleyi yapmak yerine vezirini oyuna çıkarmayı, rakibe saldırmayı ya da merkezde daha fazla alan kazanmayı tercih etmek ister. Yeni başlayanların çoğu için savunma bekleyebilir; önemli olan saldırıya bir an önce başlamaktır. Oysa satranç ustaları bambaşka düşünür. Onlar çoğu zaman daha ortada ciddi bir tehdit yokken rok yaparlar. Hatta bazen rakip henüz saldırıya dair en küçük bir işaret bile vermemişken şahlarını güvenli bir köşeye alır ve oyunun geri kalanını sağlam bir temel üzerine inşa ederler. Çünkü satranç yalnızca görünen hamlelerden ibaret değildir. Satranç, geleceği okuyabilme sanatıdır. İşte bu yüzden rok yapmak yalnızca şahı koruyan teknik bir hamle değildir. O, geleceği düşünen bir zihnin attığı ilk adımdır.
Hayatın içinde de çoğu zaman aynı yanılgıya düşüyoruz. Sağlığımız yerindeyken onu sonsuza kadar bizimle kalacakmış gibi görüyoruz. Maddi durumumuz iyiyken tasarrufu erteliyoruz. İlişkilerimiz yolundayken sevdiklerimize zaman ayırmayı ihmal ediyoruz. İşimiz iyi giderken kendimizi geliştirmeye gerek duymuyoruz. Ancak hayatın en önemli gerçeği şudur: Sorunlar çoğu zaman haber vermeden gelir. Hazırlık ise sorun başladıktan sonra değil, her şey yolundayken yapılmalıdır. Satranç bize bunu sessizce öğretir. Şah, oyunun en değerli taşıdır. Onu kaybettiğiniz anda bütün mücadele sona erer. Buna rağmen deneyimli oyuncular saldırıyı beklemez. Çünkü bilirler ki saldırı başladıktan sonra savunma yapmak, saldırı başlamadan önce hazırlık yapmaktan çok daha zordur. Rok, "Şu an tehlike var." demenin değil, "İleride tehlike olabilir ve ben buna bugünden hazırlanıyorum." diyebilmenin adıdır. Başarılı insanların ortak özelliklerinden biri de budur. Onlar yalnızca bugünü yaşamaz, yarını da düşünürler. Sağlıklıyken spor yaparlar. Kazançları varken birikim oluştururlar. İşleri yolundayken yeni beceriler edinirler. Çünkü bilirler ki güçlü gelecekler, rahat zamanlarda yapılan doğru hazırlıkların üzerine kuruludur. Bir satranç antrenörü olarak yıllardır yüzlerce öğrencinin gelişimini izleme fırsatı buldum. Rok yapmayı sürekli erteleyen öğrenciler neredeyse hep aynı hatayı yapıyor. "Bir hamle daha saldırayım.", "Önce veziri çıkarayım." derken bir bakıyorlar ki merkez açılmış, rakibin taşları etkinleşmiş ve şah bir anda hedef hâline gelmiş. O noktadan sonra rok yapmak bile mümkün olmuyor. Çünkü satrançta bazı fırsatlar yalnızca doğru zamanda değerlendirildiğinde anlam taşır. Geciken doğru hamle, çoğu zaman yanlış hamleye dönüşür.
Hayat da bundan farklı değildir. Zamanında yapılmayan sağlık kontrolleri, ertelenen eğitimler, ihmal edilen dostluklar ve sürekli sonraya bırakılan hayaller... İnsan bunların değerini çoğu zaman kaybetmeye başladığında anlar. Oysa birçok pişmanlığın temelinde yanlış kararlar değil, zamanında alınmamış doğru kararlar vardır. Rokun çoğu kişinin fark etmediği bir başka anlamı daha vardır. Bu hamle yalnızca şahı güvenli bir köşeye taşımakla kalmaz; aynı zamanda kaleyi de oyuna sokar. Tek hamlede iki önemli amaç gerçekleşir. Savunma güçlenirken hücumun temelleri de atılır. Satrançta en değerli hamleler, yalnızca bugünü değil, geleceği de düşünür.
Hayatta da en değerli alışkanlıklar böyledir. Düzenli kitap okumak yalnızca bilgi kazandırmaz; düşünme biçimimizi de değiştirir. Spor yapmak yalnızca bedeni değil, iradeyi de güçlendirir. Çocuklarımızla geçirdiğimiz kaliteli zaman yalnızca o günü güzelleştirmez; gelecekte kurulacak güven ilişkisinin temelini oluşturur. Küçük görünen bazı davranışlar, zaman içinde hayatımızın en büyük yatırımlarına dönüşür. Modern dünyanın en büyük yanılgılarından biri, başarıyı yalnızca hızlı sonuçlarla ölçmesidir. İnsanlar kısa sürede kazanmak, hemen yükselmek ve emek vermeden sonuca ulaşmak istiyor. Oysa satranç bunun tam tersini öğretir. Sağlam bir savunma kurmadan yapılan saldırılar uzun ömürlü olmaz. Temeli güçlendirilmeden inşa edilen başarılar ilk fırtınada sarsılır. Büyük ustalar bu yüzden acele etmez; oyunu kazandıran şeyin yalnızca saldırı gücü değil, doğru zamanda alınan önlemler olduğunu bilirler.
Belki de bu nedenle rok, satrancın en bilge hamlesidir. Dışarıdan bakıldığında sakin, hatta sıradan görünür. Taş kazandırmaz, rakibi şaşırtmaz. Ama oyunun ilerleyen bölümünde gerçek değeri ortaya çıkar. Çünkü gerçek ustalık yalnızca tehlikeye karşı koyabilmek değildir; tehlike henüz görünmeden hazırlığını tamamlayabilmektir. Rok, henüz yağmur başlamamışken şemsiyeyi yanına almaktır. Fırtına çıkmadan önce çatıyı onarmaktır.